Malatya’ya yıllar sonra adam gibi kar yağınca, mahallede herkesin ortak bir hedefi vardı:
“Adam gibi bir kardan adam yapalım.”
Ama Malatya bu…
Adamı da kardan olur, tartışması da büyük olur.
Biri dedi ki:
— “Burnu havuç olacak.”
Diğeri itiraz etti:
— “Kayısı koyak, Malatya’ya yakışır.”
Üçüncüsü söze girdi:
— “Kayısı donar, sonra ihracat düşer.”
Sonunda uzlaşı sağlandı:
Burnu havuç, cebinde sembolik kayısı.
Kardan adam dikildi, boyu poslu, tam Malatyalı gibi.
Ama sorun şuradaydı: Kardan adam fazla ciddi duruyordu.
Mahalleli rahatsız oldu.
— “Bu adam sanki vergi dairesinden gelmiş gibi bakıyor.”
Birisi atkı taktı, olmadı.
Biri şapka koydu, hâlâ asık suratlı.
En son bir amca yaklaştı, dedi ki:
— “Buna bi’ tebessüm lazım.”
Ağız yapıldı…
Ama Malatya soğuğunda gülmek de donuyormuş.
Gece oldu.
Sabah uyandıklarında kardan adam yerindeydi ama biraz eğilmişti.
Belli ki buzlanmadan kaymış.
Mahalleli hemen yorumladı:
— “Daha ilk günden altyapı sorununa yakalanmış.”
Öğlene doğru güneş çıktı.
Kardan adam yavaş yavaş erimeye başladı.
Bir teyze iç çekti:
— “Bak yine dayanamadı… Bizim umutlar gibi.”
Akşamüstü geriye sadece şapkası kaldı.
Bir çocuk baktı, dedi ki:
— “Kardan adam gitti ama mesele hâlâ duruyo.”
Malatya’da kardan adam böyleydi işte…
Kısa ömürlü,
biraz eğri,
biraz ciddi
ama çok tanıdık.





Yazarımıza tesekkurler
Sevda hocam kaleminize sağlık. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.