1980’li yıllarda Malatya’da yeni yıl, bugünkü gibi ışıklı vitrinlerle, kalabalık meydanlarla ya da gürültülü kutlamalarla gelmezdi. Takvim yapraklarının değişmesi, daha çok evlerin içinde, sessizce hissedilirdi.
O yıllarda yeni yıl gecesi; dışarı çıkılan, planlar yapılan bir gece değil, eve erken dönülen bir akşamdı. Televizyonu olan evlerde TRT açılır, yılbaşı programı ailece izlenirdi. Saatler ilerlerken heyecan yükselir ama bu heyecan bağırarak değil, göz göze gelerek yaşanırdı.
Sofralar gösterişli değildi. Hindi her evin misafiri olmazdı. Bir tabak kuruyemiş, birkaç meyve, belki ev yapımı bir tatlı… Asıl zenginlik, aynı masada oturabilmekti. Kimse fotoğraf çekmezdi; çünkü o anlar paylaşılmak için değil, yaşanmak içindi.
Hediyeleşme bugünkü gibi yaygın değildi. Çocuklara küçük bir oyuncak, büyükler içinse “İnşallah hayırlı olur” cümlesi yeterdi. Yeni yıl, dini bir bayram gibi görülmezdi; ama yine de bereket, sağlık ve huzur dilekleri eksik edilmezdi.
Malatya’da sokaklar sessizdi o gece. Restoranlarda programlar, meydanlarda kutlamalar yoktu. Şehir uyur, evler uyanık kalırdı. Yeni yıl, bir eğlence değil; bir umut meselesiydi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki o sessizlik eksiklikten değil, sadeliktenmiş. Belki de yeni yılı en sahici hâliyle, tam da o yıllarda karşılıyorduk.





YORUMLAR