Bir şehri bugünkü haliyle anlatmak kolaydır. Asıl zor olan, o şehrin yüzyıllar önce yolundan geçenlerin gözünde ne ifade ettiğini anlamak ve bugünün tablosuyla yan yana koyabilmektir. Malatya’yı anlamak için, bugünün betonuna ve enkazına bakmadan önce, tarih boyunca bu topraklara uğramış seyyahların satırlarına dönmek gerekir.
- yüzyılda Anadolu’yu adım adım dolaşan İbn Battuta, Malatya’yı bereketli bahçeleri, düzenli çarşıları ve misafirperver halkıyla anar. Onun anlatısında Malatya, yalnızca yol üstünde bir durak değil; üretimin, düzenin ve güvenli yaşamın mümkün olduğu bir şehir olarak yer alır. Bugün sıkça konuştuğumuz yoksulluk, göç ve kırılganlık tartışmalarını düşününce, bu satırlar ister istemez insanın aklında şu soruyu uyandırıyor: Aynı şehir nasıl oldu da yüzyıllar içinde bu kadar savunmasız bırakıldı?
- yüzyılda sahneye çıkan Evliya Çelebi, Malatya’yı kale, çarşı, bağ ve bahçeleriyle uzun uzun anlatır. Abartılı dili bir yana, gözlemleri nettir: Malatya çalışkan esnafıyla, sakin halkıyla ayakta duran bir şehir olarak tarif edilir. Evliya Çelebi’nin satırlarında şehir, kendi kendine yetebilen, kamusal düzeni olan bir yer izlenimi verir. Bugün ise aynı şehirde plansızlık, rant baskısı ve kamusal alan kaybı konuşuluyor. Seyahatnamelerin anlattığı Malatya ile bugünün Malatyası arasındaki mesafe, yalnızca zamanla açıklanamayacak kadar büyüktür.
- yüzyılda Anadolu’yu gezen Batılı seyyahların notlarında Malatya, Doğu ile Batı arasında bir kavşak şehri olarak geçer. Tarım, hayvancılık ve meyvecilik; özellikle bağlar ve meyve bahçeleri kentin ekonomik gücünün simgesi olarak anlatılır. Bugün “kayısı diyarı” diye övündüğümüz Malatya’da, üreticinin borçla ayakta durmaya çalışması, tarım alanlarının imara açılması ve emeğin değersizleşmesi, bu tarihsel tanıklıklarla yan yana konulduğunda acı bir tablo ortaya çıkarır.
Ve deprem… Seyahatnamelerde düzeni, bereketi ve güvenliğiyle anılan bu şehir, 21. yüzyılda büyük bir yıkımla sınandı. Enkaz, yalnızca binaların değil; yıllardır biriken ihmalin, plansızlığın ve merkeziyetçi anlayışın da sonucu olarak karşımıza çıktı. İbn Battuta’nın güvenli şehir diye anlattığı Malatya’da bugün konteynerlerde yaşam konuşuluyorsa, burada doğal afetten çok, siyasal ve yönetsel tercihlerin payını sorgulamak gerekir.
Seyahatnameler bize romantik bir geçmiş anlatmaz; aksine güçlü bir karşılaştırma imkânı sunar. Yüzyıllar önce yolcuların kaleminde düzenli, üretken ve insana değer veren bir şehir olarak yer alan Malatya’nın bugün yaşadığı kırılganlık, kader değildir. Bu bir tercihler toplamıdır.
Bugün Malatya sokaklarında yürürken yalnızca bugünü değil, seyyahların anlattığı o eski şehri de düşünmek gerekir. Çünkü hafıza, yalnızca hatırlamak için değil; hesap sormak için vardır.





YORUMLAR