Hekimlik tarihi, şifa veren ellerin hukukla imtihanına sahne olalı binlerce yıl oldu. Ancak Türkiye’de son günlerde yaşanan bir mahkeme kararı, bu kadim mücadeleyi tarihin en absürt noktasına taşıdı. Bugün bu ülkede bir doktor olmanın bedeli tam 70 Milyon TL olarak belirlendi. Yanlış duymadınız; bir ömür okumanın, binlerce uykusuz nöbetin ve kurtarılan sayısız hayatın karşılığı, bir mahkeme salonunda “çöp kutusuna” atılan bir epikriz raporuyla bu rakama bağlandı.
Hammurabi’den Bugüne: Değişen Ne?
Aslında hekimin hatasıyla yargılanması yeni bir garabet değil. Yolculuk M.Ö. 1750’de Hammurabi Kanunları ile başladı. O zamanlar sistem dürüsttü: “Eğer bir cerrah, soylunun yarasını açar da ölümüne neden olursa, cerrahın elleri kesilir.” Hekim, ameliyat masasında kendi canıyla kumar oynardı.
Sonra Hipokrat geldi, “Önce zarar verme” dedi ve meseleyi vicdana emanet etti. Orta Çağ’da icazetnameler (diplomalar) ve “diyet” kavramı girdi devreye. Modern çağda ise tıp bilimselleştikçe, hukuk “Hekim gereken özeni gösterdi mi?” diye sormaya başladı. Ancak bugün vardığımız nokta, Hammurabi’nin o kanlı adaletinden bile daha sarsıcı.
Epikriz mi, Mezar Taşı mı?
Olayın trajikomikliğine bakın: Bir hasta kendisine önerilen testi reddediyor. Hekim, hastanın bu iradesini devletin resmi kağıdı olan epikriz raporuna nakış gibi işliyor, altına imzasını atıyor. Ancak günün sonunda hukuk diyor ki; “Senin o raporun çöp! Hasta reddetmiş olsa da fatura senin!”
Şimdi soruyorum: Adalet mülkün temeli mi, yoksa hekimin mülkünün sonu mu? Bir hekimin, hastanın “istemiyorum” dediği bir testi zorla yapma şansı var mı? Yok. Peki, hasta özgür iradesiyle testi reddettiği halde doğan her olumsuzluktan hekim sorumlu tutulacaksa, biz bu adama neden “doktor” diyoruz? Gelin ismini değiştirelim; “Her Şeyden Sorumlu Günah Keçisi” diyelim, olsun bitsin.
“Defansif Tıp” Dilekçesi: Hepimiz Kaybedeceğiz
Bu karar sadece bir doktoru iflas ettirmedi; bu karar, Türkiye’deki tüm doktorların eline o meşhur “Defansif Tıp” dilekçesini verdi. Amerika’nın 70’lerde yaşadığı ve sağlık sistemini kilitleyen o kriz kapımızda.
Yarın öbür gün riskli bir ameliyat için kapı kapı gezip doktor bulamadığınızda, “Neden kimse beni ameliyat etmiyor?” diye sormayın. Cevabı basit: Kimse 70 milyon liralık bir kumar masasına oturmak istemiyor. Doktorlar artık hastayı iyileştirmeye değil, mahkemede kendini savunmaya odaklanıyor. Gereksiz onlarca test, riskli vakadan kaçış ve “başım ağrımasın” sevkleri… İşte yeni sağlık vizyonumuz bu!
Son Söz: İdealizm Bu Kadar Ucuz Değil
Sistem hekime diyor ki; “Okuyun, profesör olun, can kurtarın ama hata payınız sıfır olsun. Eğer sistemin veya hastanın hatası varsa da faturayı siz ödeyin.” Kusura bakmayın ama bu adalet değil; bu, bir meslek grubuna topluca “Gidin bu ülkeden” demektir.
Hekimin elinden neşteri alıp yerine icra kağıdı verirseniz, yarın hastanelerde dert anlatacak adam bulamazsınız. Hammurabi döneminde eli kesilen cerrah ne kadar korkuyla çalışıyorsa, bugün 70 milyonla tehdit edilen hekim de aynı korkuyla çalışıyor. Ve unutmayın; hiçbir idealizm, 70 milyon liralık bir kör kurşuna hedef olacak kadar ucuz değildir.





YORUMLAR