Bir arkadaşım vardı, uluslararası finans dünyasından, zeki biri. “Afrika meselesi abartılıyor” dedi bir gün. “Her şeye çözüm bulunur.” Sustum bir süre. Sonra şunu sordum: sen hiç sabahın dördünde çocuğuna su taşıdın mı? Yağmur gelmedi diye değil — iklim değişti diye. Bir daha o konuyu açmadı.
Afrika, dünya genelinde üretilen sera gazlarının yüzde dördünden sorumlu. Yüzde dört. Sanayi devriminden bu yana baca dumanı salan, okyanus yakan, orman söken ülkeler listesinde Afrika’nın adı yok. Ama kuraklığın, selin, açlığın listesinde — hep en üstte.
Bu tesadüf değil. Bu, tarihin yazdığı en büyük soygulardan biri.
Somali’yi düşünün. Üst üste beş kuru yıl. Çölün en dayanıklı hayvanı olan develer susuzluktan geberdi. Neredeyse bir milyon çocuk ciddi sağlık riskiyle boğuşuyor — kolera, kızamık, ishal. Bunları istatistik sananlar için şunu söyleyeyim: her birinin bir adı var, her birinin bir annesi var, her annenin bir umudu vardı.
RAKAMLARIN AĞIRLIĞI
%4 Afrika’nın küresel emisyonlardaki payı
55 milyon Gıdaya erişemeyen insan — yalnızca 2024 (WFP)
4 kat Gıda krizindeki artış hızı, son beş yılda
Ve bir de okyanuslar var. Kimse konuşmuyor ama şunu bilin: eğer bugün nefes alabiliyorsanız, bunu okyanuslara borçlusunuz. İnsan kaynaklı karbonun yüzde otuzunu, iklim ısısının yüzde doksanını okyanus yutuyor. Görünmez bir sünger gibi. Ama bu sünger artık dolmaya başladı. Deniz seviyesi yükseliyor. Afrika’nın kıyı şehirleri, ada devletleri birer birer su altına giriyor. Bunu yazan ülkeler Pasifik’teki küçük adalar değil — bilim insanları, uydu verileri, gerçek.
AMA AFRİKA YIKILMIYOR — KALKIYOR
Etiyopya’da toplanan Afrika İklim Zirvesi’nde bir şey fark ettim. Dil değişmişti. “Bize yardım edin” yoktu artık. “Biz buradayız, biz çözümüz, masaya oturun” vardı. Doğru söylüyorlar. Dünyanın en büyük güneş enerjisi potansiyeli bu kıtada. Kritik mineraller bu topraklarda. Sahra’yı yeniden yeşillendirmeye çalışan Büyük Yeşil Duvar, 8.000 kilometre boyunca uzanıyor ve hiçbir Avrupalı gazeteci hâlâ sayfasında buna yeterince yer açmadı.
Mission 300 denen program, 2030’a kadar 300 milyon insanı yenilenebilir enerjiyle elektriğe kavuşturmayı hedefliyor. Avrupa onlarca yılda, tonlarca karbon saçarak yaptığını, Afrika tek bir on yılda temiz enerjiyle yapmaya çalışıyor. Buna vizyon demiyorsak neye diyeceğiz?
Afrika artık mağdurun dilini konuşmuyor. Çözümün dilini konuşuyor. Peki biz dinliyor muyuz?
O finans dünyasından arkadaşıma dönersek — hâlâ çözüm bulunur diyor mu bilmiyorum. Ama bildiğim şu: sabahın dördünde su taşıyan annenin çocuğu şimdi büyüdü. Ve o çocuğun geleceğini bugün masada oturan insanlar yazıyor. Bunun farkında olarak mı oturuyorlar acaba?
Bakalım.





YORUMLAR