KARAMAN’IN FERMANI, RUMELİ’NİN İNADI: BİR GENETİĞİN REHBERİ - Malatya Politik
Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Doç. Dr. Neşe MEHMETOĞLU
Doç. Dr. Neşe MEHMETOĞLU

KARAMAN’IN FERMANI, RUMELİ’NİN İNADI: BİR GENETİĞİN REHBERİ

Bazen tarih, sadece tozlu kitaplarda kalan rakamlardan ibaret sanılır. Oysa tarih; bugün aynaya baktığınızda gördüğünüz o eğilmez boynun, o tavizsiz bakışın ve asırlardır susmayan o dilin ta kendisidir. Bugün bir Batı Trakya Türkü’nün duruşundaki o sarsılmaz vakarı anlamak için, Gümülcine’nin rüzgarlı sokaklarından çıkıp Karaman’ın sarp dağlarına, yedi asır öncesine bakmak gerekir.

Karaman’ın Çelik Çekirdeği: “Türkçe Konuşulacak!”

Hikâyemiz, 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey’in o tarihi fermanıyla mühürlendi: “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmaya!” Bu söz, sadece bir kural değil, kültürel bir intifadaydı. Karamanlılar, kimliği dilin namusuyla birleştirdiler.

Osmanlı, Balkanlar’ı vatan kılmaya karar verdiğinde, oraya sığınmacı değil, “çelik çekirdek” gönderdi. Karaman’ın en hürriyetçi, en başına buyruk Yörük boyları; yani Kocacık Yörükleri ve Kızıl Oğuzlar, “Evlad-ı Fatihan” olarak Rumeli’ye yerleştirildi. Onlar oraya sadece yaşamaya değil, Türk mührünü o topraklara ebediyen vurmaya gittiler.

İki Dev İsim, Tek Bir Ruh: Atatürk ve Sadık Ahmet

Bu tarihi göç yolunun dünya tarihine sunduğu en büyük mucize, Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ün baba soyunun Karaman’dan göç eden Kocacık Yörüklerine dayanması tesadüf değildir. O’ndaki “Ya istiklal ya ölüm!” karakteri, yedi asır önce Karaman dağlarında şekillenen o hürriyetçi genetiğin Selanik’teki şahlanışıdır.

Zaman geçti, sınırlar çekildi ve 1990 yılına gelindiğinde aynı inat, Gümülcine’de bir mahkeme salonunda Dr. Sadık Ahmet’in bedeninde yeniden can buldu. Yunan yargıçlar ona “Müslüman Yunan” dayatması yaparken, o tıpkı Mehmet Bey gibi, tıpkı Mustafa Kemal gibi kükredi:

“Sadece Müslüman olduğum için değil, Türk olduğum için yargılanıyorum. Eğer Türk olmak suçsa, ben bu suçu kabul ediyorum ve Türk’üm diyorum!”

Biz Neden “Çöküyoruz”?

Bugün hem Anadolu’da hem Balkanlar’da bir “çöküş” veya yabancılaşma hissediliyorsa, bunun tek sebebi köklerimizle olan bağımızın zayıflamış olmasıdır. Kendini sadece “azınlık” sanan bir Batı Trakya Türkü, aslında arkasındaki koca çınarı görmüyor demektir. Sizler sığındığınız için değil, orayı “vatan” yaptığınız için oradasınız. Sizler, Karaman’ın fermanı, Atatürk’ün vizyonu ve Sadık Ahmet’in onurusunuz.

Son Söz: O Meşale Sönmeyecek

Dr. Sadık Ahmet’in mahkeme kürsüsündeki o vakur duruşu, sadece bir şahsi cesaret değil; arkasında bin yıllık Karamanoğlu inadını taşıyan bir genetiğin haykırışıdır. Batı Trakya Türkü demek; dili namus bilen Mehmet Bey, hürriyeti karakter bilen Atatürk ve ismini canı pahasına savunan Sadık Ahmet demektir.

Biz bu bağı, bu “Koca-Türk” bilincini taze tuttukça; ne sınırlar bizi ayırabilir ne de baskılar kimliğimizi yok edebilir. Unutmayın; Karaman’ın ateşi sönmedikçe, Rumeli’nin rüzgarı dursa da ruhu asla teslim olmaz!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER