Yazar Oya Akçizmeci’nin kaleme aldığı “Fısıltılar” adlı roman, geçmişin izlerini günümüzle buluşturan etkileyici hikâyesiyle okuyucuların dikkatini çekiyor. Kadınların yaşam mücadelesini, aile sırlarını ve insan ruhunun derinliklerini konu alan eser; tarih, dram ve psikolojik çözümlemeleri bir araya getiriyor.
Romanın merkezinde genç Fransızca öğretmeni Özge yer alıyor. Hayatını yeniden kurmaya çalışan Özge, babasının satın aldığı eski bir yalıda yaşamaya başlıyor. Yalının deposunda bulunan eski eşyaları düzenlerken, girişte yer alan kafası kopmuş aslan heykelinin altında gizlenmiş mavi bir sandık keşfediyor.
Sandığın içinden çıkan defterler ise okuyucuyu 1800’lü yılların sonlarına götürüyor. Özge, burada Osmanlı döneminde yaşamış Buğlem Hanım’ın dramatik hayat hikâyesiyle yüzleşiyor. Henüz 16 yaşındayken bir paşayla evlendirilen Buğlem Hanım’ın yaşadığı acılar, aşk, yalnızlık ve savaş yılları romanın en çarpıcı bölümlerini oluşturuyor.
Eserde, Jön Türkler dönemi, Osmanlı’nın son yılları ve Birinci Dünya Savaşı’nın etkileri kadın bakış açısıyla aktarılırken; geçmişle yüzleşme, aidiyet arayışı ve insanın kendi iç sesiyle hesaplaşması güçlü bir anlatımla işleniyor.
Romanın en dikkat çeken yönlerinden biri ise yazının kalıcılığına yapılan vurgu. “Fısıldandığında uçar gider hikâyeler ama yazıldığında ölmez gibi geliyor bana” cümlesi, kitabın temel duygusunu özetliyor.
Oya Akçizmeci’nin “Fısıltılar” adlı eseri; tarihî atmosferi, duygusal derinliği ve güçlü kadın karakterleriyle okuyuculara unutulmaz bir yolculuk sunuyor.
